Yazan: Suzan Kategori Aşk
Aşk… Bir hayal… Ayaklarının yerden kesilip hiç ulaşamayacağın yüksekliğin zirvesini keşfetmek. Ulaşabildiğin en yüksek yerden kuşbakışı bakmak âleme, en ufak ayrıntıya takılmadan… Sonra uzanmak, erişemediğin gizli kalmış köşelerden tek tek toplamak zamanı en ince ayrıntısına kadar…
Aşk… Sessizlik bazen… Sana söylenmemiş saklı kalmış kelimelerin canlanışı… Hayat bulması hislerinin… Dinlemek, güzeldir en derinden sana seslenen sesin en ince nâğmelerini… Tanımadığın, yabancı gelen sözcüklerin saf saf dizilişidir sessizliğin melek kanatlarına… Ve yalnız olmadığını anlamandır en büyük sessizlikte bile… Devamını oku »
Yazan: Suzan Kategori Aşk
Her aşk, karşındakinin öyküsünü yaşamaktır aslında.
Küçükken içinde büyüdüğü ev gibi.
Değişir insan, değişen her şey gibi…
Kendini inkâr edip yeniden yarattıkça.
Her aşk, karşı koymaktır aslında;
İnsanın inandığı kendi gerçeğine.
Ümitler, bir yalan uydurur; yürekse inanır
Anlatır o yalanı sonra, bir ömür mantığına
Her aşk, kaybolup yitmektir aslında;
Bilmediği bir ülkede, ıssız bir sokakta.
Cesaretli de aynı öper bir korkak da
Sevdiğini elinde bir biblo gibi tuttukça. Devamını oku »
Yazan: Suzan Kategori Aşk
Ve gecenin kemanı, beynimde kahrolan kırıklık, ay ışığı ve senin için çalacak yine. Sen, yine düşlerimdeki kelebek; ben, yine sana en güzel kelimeleri deren âşığın. Gecenin kemanı, anılar için çalacak; sen, elinde güllerle bana koşacaksın ve bitmeyen bir şiir daha çiçeklerle doğacak. Bir damla gözyaşım, sana bıraktığım hediyem olacak. Devamını oku »
Yazan: Suzan Kategori Aşk
Seni neye benzetip de anlatsam,
Ay ucumda bir geceye mi seni?
Yâhut, alabildiğince sussam;
Düşlerimden koridor koridor uzayan,
Kendi gölgesine basan bir hırsız gibi.
Seni, bir ölünün tabutunda ilk akşam,
Düşünürken yaşanmamış gerçekleri.
Yâhut, ateşte açan bir simurg çiçeği;
Soldukları yerde küller bırakan…
Bir çözebilsem ölünceye seni,
Açılıp dilim bir konuşsam…
Kelimelerin peşini bıraksa anlam;
Söylemeden söylesem seni… Devamını oku »
Yazan: Suzan Kategori Aşk
Mecazî aşk, dünyaya ve dünyevî olanlara gönül vermektir. Yüce yaratıcı, gönlümüze dünyevî aşkı tattırmış ki, uhrevi olanını, ebedî ve manevî olanını da biz arayıp bulalım.Dünyevî olanı, gelip geçici olanı, az olanı tadan; devamlısını, daha çoğunu ve daha hakikîsini aramaz mı? Vitrini gören ve beğenen mağazaya girmez mi?Dünyevî bir aşkı, dönüştürüp, değiştirip uhrevî yapmak, eserden müessire çıkmak demektir.
Mecazî aşk, bir köprü olmalı ve bizi gerçek aşka taşımalıdır.
Hakikî aşkı bulamazsak, bize maneviyat için verilen sınırsız aşkı, sınırlı varlıklara harcama israfı yapmış oluruz. Mecazdan hakikate yükselen, maddeden manaya çıkmış demektir.
Mecazî aşkı hakikîye dönüştürebilen kahramandır. Çünkü dünyaya ve dünyevî olana takılıp kalmamış ebedî ve sınırsız olana varmış olur.
Hz. Züleyha da bu tarihi kahramanlardan biridir. Devamını oku »
Yazan: Suzan Kategori Aşk
HAYATTA HİÇBİR ŞEYE GÜVENME… BEYAZ GÜLÜN BİLE GÖLGESİ SİYAH’TIR…
Doğrumudur gerçekten? İnsan, hayatta hiç kimseye güvenmeden yaşayabilir mi? Yaşayamaz elbet… Eğer bu dünyada yaşıyorsak, ilk önce kendimizden başlayarak güvenmeyi öğreneceğiz… En güvendiklerimizden darbeler alsak da… Kendimizde aramak şartıyla eksiklerimizi gözden geçireceğiz defalarca…Güveni elden bırakmadan…
Kime sorsanız bir BEYAZ GÜL’DÜR… Gölgesinden habersiz… Olmasa gölgelerimiz, ne öğrenebilirdik? Bize sunulan hayatın içinde hep güven içinde yaşasak, güvensizliği; hep huzur içinde yaşasak, huzursuzluğu ve mutlu yaşasak mutsuzluğu nereden bilebileceğiz… Eh, en ekşisinden de olsa kimse, benim yoğurdum ekşi demiyor… Devamını oku »